Nihat Bey’in konağına evlatlık olarak giren Nimetşinas ile evin efendisinin tacizlerine maruz kalan Neriman karakterleri üzerinden Hüseyin Rahmi, evlilik kurumunun aksak yanlarını şiddetle eleştiriyor. Neriman, evin hanımına olan hürmetinden...
Okumak için Paris’e giden Meftun Bey, öğrenimini tamamlayamadan yurda dönmüştür. Bu Paris günlerinden kendisine ne sağlam bir eğitim ne zengin bir kültür ne de dört başı mamur bir dünya görüşü kalmıştır. Sadece gittiği ülkenin kültürüne hayran...
"Hayretler içinde etrafımıza bakıyoruz. Neredeydik? Nereye çıktık? Ve nereye döneceğiz? Yüz yıl yaşayanlar bu muammaların uçlarını bir araya getiremiyorlar. Bu büyük soruların karşısında aksakal da kundak kadar cahil. Gerimizde ve...
"Rüzgâr çıkınca denizin dalgalanacağı, tan açınca güneş doğacağı nasıl basit bir tabiat işi ise Şemi ile Sadri’nin gözlerinin karası tamamıyla kayboluncaya kadar süzgün bakışlar ile bakmalarından mürebbiye bu iki genç tarafından kendine...
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın, toplumun aksayan yönlerini mizahi bir dille eleştirdiği ve yedi öyküsünün bir araya geldiği Melek Sanmıştım Şeytanı eserinde, maruz kaldığı baskının etkisiyle eşini aldatan Hüsnü’nün hikâyesine kendi ağzından tanık...
“Hoştur köftehor. Dinle hanım: Başta tepesi dokuz kapsüllü şıllık fes... Tepeden yanağın üstüne doğru tarakla terbiye edile edile yatırılmış altın kuş kanadı açık kumral saçlar, fazlalığı tamamıyla tıraş edilerek burnun altında bir pimdik...
Hüseyin Rahmi, batıl ve dini kullanan insanların, bilim insanlarına karşı bakışına; onların yazıları, fikirleri, giyim kuşamı, yaşam tarzı ve aile yapısına karşı duruşunu Filozof Mualla Lahuti Efendi karakteri üzerinden anlatıyor. Evrim...
"Şahendeciğim, gönlümü bugün sana tamamıyla açmak ihtiyacındayım. Ben bu dünyada çok şey görmüş, muhabbet tufanları içinde bocalamış, çok tecrübeler geçirmiş bir yaşlı adamım, işte itiraf ediyorum. Aramızdaki yaş farkını düşünmeyerek...
Kadının cesedi üzerine atılan toprak yığını, geride kalanlara bir ömrü hülasa ediyordu. İşte neticenin neticesi son buydu. Hayatın bundan başka bir çıkış kapısı yoktu.İnsan bu dünyaya nasıl dil bilmez, tecrübesiz, hatırasız, çıplak geliyorsa bir...
"Muhsine Hanım ilk bozayı içip ikincisinin, leblebisiyle beraber çiçekliğin önüne konulmasını söyledikten sonra başladı: 'Gençliğimde hoppaca bir kızdım. Ama Rabb’im saklasın, şimdikiler gibi, erkeklere ne dirseklerimi açıp...
Düşünüyorum: Dünyada hiçbir sır ebediyete kadar gizli kalmaz, mutlaka bir patlak verir. Bunun vakit ve saatini beklemeli. Gerçek iyice meydana çıkarsa ne yapacağımı da bilmiyorum. Silaha davranmak neye yarar? Kadını öldürsem çocuk yine aileye...
"Karımı Nasıl Aldattım? Bu ürküntü veren, şaşırtıcı başlık üzerine birçok evli kimsenin öfke ile bakacağını, karşı çıkacağını bilirim. Gençten, yaşlıdan beni ayıplamayan kalmayacak: Aman Allah’ım, ne ahlaksızlık! Karısını aldatmış....
"Edip Münir: 'Yine bu anda zevkin, eğlencenin her çeşidinden usanmış, iç sıkıntısından şezlonglar üzerinde uyuklayan insanlar da var.' Ruhsar: 'Bu deniz üzerinde çalışan gündelikçileri götürüp o kibarların...
Birinci Dünya Savaşı yıllarında, bir paşanın bir oğlu Tayfur, garip bir meraka düşer: Oradan buradan, izbelerden mezarlıklardan topladığı kemiklerle bir iskelet çatmak ve bunu konağında sergilemek. Sonunda dediğini yapar da. İskeleti eksiksiz...
Romanlarında mizah ögelerine sıklıkla yer veren Hüseyin Rahmi’nin bu eseri, daha çok dram barındırmasıyla diğer eserlerinden ayrılır. Yazar, “Cehennemlikte akla kazınacak ibret vesikaları sunmaktadır. En küçük bir mikroptan dünyasını...
Hüseyin Rahmi, sert eleştirilerinde kalemini esirgemediği "Can Pazarı"nda, dönemin İstanbul’unda yozlaşmış toplumu gözler önüne seriyor. Gürpınar; hayatın bir kavga olduğu, güçlünün zayıfı ezdiği, adaletin bir türlü...
“Bugün en uygar ve gelişmiş ulusların yönetimleri, bayrakları altında toplanmış insanlar hâlâ iki kısımdır. Egemenler, baskı altında olanlar. İşte kanunlar da bu temele göre yapılır. Ahlak kitapları da bu amaç gözetilerek yazılır. Ve böyle olmak...
Hüseyin Rahmi, Birinci Dünya Savaşı sonrasında toplumda görülen yoksulluk, işsizlik, zihniyet değişimi, alafrangalık, eğitim gibi konulara dikkat çektiği Billur Kalp’te yalnızca Türk kadının çalışma hayatına girmesini anlatmaz; bunu toplumsal...
"Tiyatrolarda sahneye konan oyunlar, böyle evlerde, aileler arasında geçen gerçek maceralardan alınmış değil midir? O hâlde ötekiler taklit, berikiler asildir. Hikâyecilerle tiyatro yazarlarının hemen daima yazı ortamlarını teşkile...
Yanlış “Batılılaşmanın bir örneğini veren Hüseyin Rahmi, Acı Gülüş’te bireysel zevklerinin peşinden koşan Kenan’ın bir metrese kapılarak saadetli evliliğini yıkıp kendi elleriyle kendisini, yavaş yavaş yok edişini işliyor. İnsanın kendisinin...
“Ahbar, ağır usta işi kıyak bir şarkın yoktur?“He vardır.“Senin içinde olan bir şeyden ben ne zevk duyarım ki! Bırak dışarı çıksın… Keyflenelim… Haydi oku!..Bu öneri karşısında Agop’un göğsü kabardı. Elinde, artık parmaklarını yakacak kadar...
“Dünyaya kuyruklu yıldız çarpacakmış! Emine Hanım, “tü, tü diye birkaç defa yakasına tükürerek çarpıntısını gidermeye uğraştıktan sonra: “Aman, ben de korkacak bir şey sandım! Ne kadar telaşçısın kardeş... Çarpacaksa çarpsın. Ne var? Kapımı...
Osmanlı’nın son dönemlerinde alafranga (Batılı) yaşam ve Batı özentiliği toplumda iyice yayılmışken Batılılaşmanın yol açtığı yeni sosyal ve insani ilişkiler de Osmanlı hayatını iyice etkisi altına almıştı. Bu yeni yaşam tarzları, aileleri...